Filo kiralama için 1.5 milyar TL krediyle 10 bin yeni araç aldı

0
595

Türkiye otomobil satışlarının en önemli besleyicileriden filo pazarı yılı 40 bin adetlik satın alma ile tamamlanacağını açıklamıştı. TOKKDER Başkanı İnan Ekici, geçtiğimiz hafta yaptığı bir basın toplantısı lle 2020 hedeflerini de anlatmıştı. İki yıl önce 400 bin adetlerde seyreden Türkiye filo kiralama sektörü, bu yılı satın alma bazında 40 bin sahiplik bazında 250 bin adetlerde tamamlayacak. İki yıl önce başlayan düşüş trendi geri dönecek mi? Şimdi de 3 milyar liraya yaklaşan satın almanın 10 bin adetine imza atan intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak bir açıklama yaptı. Sektörde en fazla araç satın alan ünvanına sahip olan şirket, 2020 yılında büyüme yaşanacağını düşünüyor.

Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, 2019 yılı bilançolarını ve gerçekleşenlere yönelik şunları söyledi;

“Yabancı para cinsinden borcumuzu minimumda tuttuk, kısmen riskli müşterilere yapılan kiralamaları yenilemeyerek daha dengeli bir portföye sahip olduk. Kredi piyasalarındaki daralmaya rağmen yurtiçinden 1,5 milyar TL’yi aşkın finansman kaynağı sağlayarak başarılı bir performans sergiledik. Artık sonlarına yaklaştığımız 2019 yılını toplamda 10 bin adet sıfır araç alımı ile kapatmayı planlıyoruz.”

2019 yılı filo kiralama sektörünü de değerlendiren Ak, “Son iki yılda otomotiv sektöründe ciddi bir küçülme yaşandı. Filo kiralama sektörü de iki yıl önce 400 bin adetlik bir pazar büyüklüğüne ulaşmıştı ancak son iki yıldır hızla küçülüyor.” Ak, sektördeki kiralık araç sayısının da 260 bin adet civarında olacağını dile getirdi.

Intercity Nisan ayında filo pazarı için ne demişti?

“Hormonlu büyüme dedik, haklı çıktık”

Sektörün BDDK kontrolüne tabi olması gerektiğini söyleyerek, haberlere konu olan Vural Ak, son iki yılda yaşanan tabloda etik dışı davranışlar, düşük fiyatlı ikinci el araç satışları gibi gelişmelere dikkat çekerek, şu tabloyu çizdi:

“Her şeyin yolunda gittiğinin sanıldığı 2018 yılının ilk 6 ayında, sektörde hormonlu büyümeye ve artan risklere dikkat çeken açıklamalarımız yüzünden hemen her kesimden gelen eleştiri oklarının hedefi olmuştuk. … Geçtiğimiz 1,5 yıl içinde sektörde birçok olumsuzluklar yaşandı. 10 bin aracın üstü en fazla sekiz ya da dokuz oyuncunun olduğu bir pazarda; bir büyük firma iflas etti, bir büyük firma borç yapılandırmasına gitti, bir firma ise konkordato ilan etti; nerdeyse herkes ciddi şekilde hızla küçüldü. Yabancı firmalardan birinin yurtdışı halka arzının ise Türkiye operasyonlarının performansı nedeniyle iptal edildiğini yurtdışı basından öğrendik.

Tüm bunlar gerek müşteriler nezdinde gerekse bankalar ve kreditörler nezdinde çok ciddi bir güven zedelenmesine yol açtı. … Finansal yapısı güçlü ve düzgün yönetilen onca firmaya rağmen, bankalar gözünde oto kiralama sektörü riskli bir pazar olarak algılanmaya başlandı. Kimi zaman yöneticilerin ihtirasları yüzünden, kimi zaman iyi niyetten ve etik değerlerden uzaklaşılmasıyla birçok yanlış karar alındı.

Yüksek kaldıraçlı borçlar ile araç parkları önce büyütüldü, sonrasında borç kapatmak için piyasa değerinin altında 2.el satışları yapılarak o piyasaya da zarar verildi. Rehinli-ipotekli araçlar galerilere satılarak, küçük esnaf bile mağdur edildi. Kiralık araç kullanıcısı beyaz yakalı profesyonellerin altındaki araçlar kolluk kuvvetleri tarafından bağlandı, şirketlerin işler aksadı, düzenleri bozuldu ve adeta mutsuz müşteriler topluluğu yaratıldı.”

Filo kiralama sektörü denetlenmeli

İki yıl önce sektördeki bozulmaların başlamasına paralel, BDDK denetimi önerisinde bulunan Vural Ak, benzeri bir yöntemin gerekli olduğu konusunda da ısrarlı.

Vural Ak, sektörün denetlenmesi isteğinde haklı olduğunu söyledi.

Tüm bu yaşananlar bir kez daha gösterdi ki; oto kiralama sektörü gerek operasyonel gerekse de finansal olarak acilen regüle edilmeli ve bir üst kurul tarafından denetim/gözetime tabii tutulmalı. Özetle bugün geldiğimiz nokta bizim son yıllardaki söylemlerimizin ne derece doğru olduğunu gösteriyor. Yurtdışında bu işin ismi “operasyonel kiralama” olarak konmuş ve zaten finansal üst kurullar tarafından denetlenen firmalar tarafından yapılırken; Türkiye’de en büyük oyuncular finans kurumu statüsünde olmayan özel sektör şirketleri diye yaklaşık 8 milyar dolar kredi büyüklüğü olan bir sektörü tamamıyla finansal regülasyonların dışında tutmak doğru bir yaklaşım değil.

3 milyar TL yatırımın yüzde 50’sine yurtdışı finansman

Vural Ak, 2020 yılına yönelik sektör beklentilerini ise şöyle öngörüyor:

“Önümüzdeki 3 yıl cari açık vermeden büyüme hedefleri tutturulursa, filo kiralama sektörünün, bu büyümelerin çok çok üstünde olacağını geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz. Bugün filo kiralama sektörü aldığı her araç bedelinin kabaca yarısını ÖTV, KDV, MTV adı altında vergi olarak anında devlete ödüyor… Filo kiralama sektörüne baktığımızda bu yıl 50 bine yakın yeni araç alımı gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Bizim hedefimiz ise bunun 20 bin adetlik kısmı… Bu alımlar için gereken 3 milyar TL’den fazla yatırımın yarıdan fazlasını yurtdışından finanse edeceğiz.

Bu yıl zorlu finansman imkanları nedeniyle kapasitemizin yarısı araç alımı yapabildik. Ancak uzun yıllardır birlikte çalıştığımız yurtdışı finans kuruluşları sayesinde yeni dönemde ihtiyacımız olan finansmanın çok büyük kısmını yurtdışından yapabiliyoruz. Önümüzdeki yıl sektör lideri olarak gerçekleştireceğimiz büyüme ile filo kiralama sektörüne de ivme kazandıracağımızı düşünüyoruz.”

5.500 TL sınırı ve yüzde 70’lik masraf sınırı etkisi

“Ekonomik konjonktür nedeniyle kullanıcı tercihleri aylık kiralama fiyatı ve satış fiyatı çok daha ekonomik olan araçlara kayıyor. Bu nedenle vergi kanununda değişiklik öngören yasa teklifine göre araç kiralamalarında gider gösterilebilecek üst limitin 5.500 TL olarak belirlenmesinin makul olduğunu ve sektörde herhangi bir sıkıntı yaratmayacağını düşünüyoruz. Aynı şekilde araçlarını kendi öz kaynakları ile satın alan firmalar alış bedellerinin ancak 250 bin TL’ye kadarki kısmını gider gösterebilecek.

Yeni yasa ile gelecek bir diğer değişikliğe göre; satın alınan araçların bakım onarım masraflarının sadece yüzde 70’i gider gösterilebilecek. Tüm bunlar dikkate alındığında satın alma yerine araç kiralamanın çok daha cazip hale geldiği görülüyor.”

Cevap Gönder

Please enter your comment!
Please enter your name here