Uzun bayram tatili kime yarıyor?

Sınır kapısı mı, sinir kapısı mı ?

Anayasa kitapçığının havada uçuştuğu, 2001 krizinin patlak verdiği günler… Dolar fırlamış, ekonomi çökmüş, ortalık toz duman olmuş. Ama henüz pratik hayata yansıması başlamamış.

Hepimiz bekliyoruz…

Aramızdan kimler işsiz kalacak?

İşyerleri kapanacak mı?

Fırlayan kurların cebimize nasıl bir etkisi olacak? Mesela depoyu yüzde kaç zamlı dolduracağız?

Hay aksi, enflasyona endeksli ev kredisine de yeni girmiştim. Ne olacak şimdi?!

Hepimizin yüreği sıkışıyor…

Aslında o dönemden hatırladığım çok net bir rahatlama hissi de var. O toz duman, uzunca bir Kurban Bayramı tatilinin hemen öncesindeydi. En azından bir 10 gün rahattık yani. O 10 günde ‘her anı’ doya doya yaşayarak geçirebilirdik. Sonrasını, sonra düşünürdük…

Sonrasında çok çok fazla düşünmek zorunda kaldık ama olsun…

Uzun tatillerin üzerimdeki ilk ‘uyuşturucu’ etkisiydi. Gazeteci olarak benim fiili tatil sürem o kadar uzun değildi tabii ki, ama ülkede herkes tatildi ve çalışanda bile tatil havası vardı. Kafalar tatildeydi.

Sonraki bayram tatillerindeki hissiyatımı pek hatırlamıyorum. Ama son birkaç yıldır her uzun bayram tatilinde yine aynı hisleri yaşadığımı farkediyorum.

Bir farkla elbette…

Tatil sonrasında herhangi bir ekonomik kriz beklentim yok. ‘10 gün sonra ne olacak acaba’ diye ‘yüreğimi sıkıştıran’ sorular yok… Yine de tatille uyuşturulmuş gibiyim.

Ülkenin genelinde durum pek farklı değildir sanırım.

Resmi tatilin kamu merkezli olması önemli değil. Her alanda kamu ağırlığının olduğu bir ortamda, özel sektör sadece çalışıyormuş gibi yapar. Mesai saatiniz daha uzun yemek saatleriyle, internette daha fazla geçirilen sürelerle, laklakla geçer. ‘İşleri toparlayıp bir an önce çıkalım havası’ vardır. Mesele sadece mesai saatini sizin için de tamamlayacak bir kurbana, pardon nöbetçiye bakar…

Bizim apartmanın boya-badanasını yapan şirket bile geçen cuma itibariyle bayram sonrasına kadar işe ara verdi… Boya kutuları binanın önünde kaldı öylece.

Resmi tatille birlikte izne çıkan özel sektör çalışanlarının çoğunun ücretsiz izinde olduğunun da altını çizmek gerek.

Oyak Renault, Ford Otosan gibi otomotiv fabrikalarında da geleneksel yıllık üretime ara verme döneminin bu yaz bayram tatiline denk gelmesi iyi mi, değil mi bilemedim.

Amerika, 21 Ağustos’taki güneş tutulmasının ekonomiye zararını tartıştı günlerce. Çalışanların tutulmayı izlemek için, 2 dakikası tutulma olmak üzere yaklaşık 20 dakika mesailerine ara vermesi ABD’ye 694 milyon dolara malolmuş.

Ekonomist değilim, o yüzden anlayamıyorum. 20 dakikalık mola bile Amerikan ekonomisine bu kadar maddi zarar veriyorsa, günlerce sürecek bir tatilin bizim ekonomiyi canlandıracak formülü nedir acaba?

Bu uzun tatilden en fazla hangi sektör kârlı çıkacak?

Turizm mi?

Bugünlerde içinde olduğum için ‘yanlış kanı’ nasıl oluşur anlatayım:

Bu bayramda 1 milyon kişi tatile çıkacak deniyor ya… Türkiye’de toplam otel kapasitesi dikkate alındığında yatak sayısı yaklaşık 1 milyon adet. Şu anda en yüksek sezonda olduğumuzdan oteller zaten yüzde 70 civarında yabancı turist tarafından doldurulmuş durumda. Otellerde konaklayan TC vatandaşı oranı ise yaklaşık yüzde 20 civarında.

Bu durumda bayram döneminde 1 milyon Türk vatandaşı nerede konaklayacak?

Tatile çıkanların büyük bölümü akraba vs. ziyareti nedeniyle köylerine gidecek. Otellere ise 80-100 bin civarında Türk ziyaretçi konaklayacak.

Bu 80-100 bin kişinin yaklaşık dörtte biri, yani 20-25 bini de yurt dışına çıkıyor. Türk ekonomisini değil, büyük ölçüde Yunan ekonomisini ihya ediyorlar.

Diğer 900 bin kişi ya yazlığına ya köyüne ya eş dost ziyaretine gidiyor.

Bence bu kesintisiz uzun tatillerin en kârlı çıkanı şehirlerararası yollardaki dinlenme tesisleri…

Tabi ki dini ve milli bayramlar tatil olacak. Ama önünden bir-iki gün, sonundan bir-iki gün derken, kopup gidiyoruz zamandan ve uzamdan…

‘Hayatı rölantiye almak’ fikrini biraz yanlış anlıyoruz sanırım.

Biz durduruyoruz her şeyi.

Bir nevi uyuşuyoruz; atikliğimiz, pratikliğimiz kayboluyor.

Portekizlilerin 3 F’si (fado-fiesta-futbol) varsa, bizim de bir T’miz (tatil) var… Ha bizde futbol da vardı di mi?

20 dakikanın zararı ABD’de 694 milyon dolarsa, Türkiye’de 72 saatin (28, 29, 31 Ağustos) zararı nedir acaba?

Amaaan kim hesaplayacak şimdi!!!

Bayramdan sonra bakarız…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz