Servis eğlencesi!

– Bu tip işleri erkekler yapar. Benim ne işim var serviste! Sen bu evin reisi değil misin?

Amacım, angarya gördüğüm bir işten sıyrılmak tabii ki…

– Ben reis olabilirim ama arabanın sahibi sensin.

– Aaaa, senin benim mi var ayol!

Feminist denilebilecek özelliklere sahip bir kadının kendinden daha feminist bir erkekle yaşaması ne zordur bilir misiniz?

Şaka şaka…

Hiç de zor bi şey değil.

Periyodik bakım nerede, nasıl, kime yaptırılır?

Otomobili periyodik bakıma götürme işini birbirimize yıkmaya çalışırken, üşengeçlik konusunda master derecesi elde edebilecek ‘üç kişilik’ çekirdek aile olarak üçümüz birden kendimizi nasıl servis yolunda bulduk anlamadım. -evet, eve oldukça uzak bir servis söz konusu olan-

‘Servis eğlencesi kapıdan çıktığın andan itibaren başlar’ dedi sevgili reisçim…

Bu söz tatile çıkarken söylenmiyor muydu?

O da ne! Bu servisin karşısında bir AVM mi varmış!!!! Hem de outlet mağazaları olan… Sezon malı olmasa da ucuza bir şeyler buluruz. Sen hem AVM’lerden nefret et hem de görünce gözlerin parlasın. Bize bu oksimoronluğu yaşatanlar utansın (!)

-Eğlence mi demiştin? Bizi Deniz’le önünde indir. Arabayı servise bıraktıktan sonra seninle burada buluşuruz.

Sonrasında hızlıca geçen bir beş saat. Herşey dahil kompakt bir gün…

5 saate neler mi sığdı?

Sıradan bir kahvaltı.

Bir film… Uzun yıllar sonra hafta içi ilk seansta bir film izledim. Daha ekonomik olduğu için üniversite yıllarımda giderdim. Buz Devri keyifliydi ama serinin önceki filmleri daha iyiydi sanki. İtiraf ediyorum sıkı bir Buz Devri hayranıyım…

Keyifli bir öğle yemeği.

Bir dost ziyareti.

Üç kitap, iki müzik CD’si, bir film DVD’si alışverişi.

Ve biraz da- tamam birazdan daha fazla olabilir- diğer alışveriş. Bu diğerleri gereksiz alışverişti sanki…

Bir yarım saat de serviste yazı-çizi işlemlerinin bitmesi için bekledik.

Son zamanlardaki en sakin, en sessiz showroom ve servis ortamını gördüğümü söyleyebilirim. Çıt çıkmıyordu desem doğru olur. Bekleme salonundaki 2-3 kişi haber kanalları arasında dolaşıyordu. Televizyonun kumandasını bir müşteri alıyor diğeri bırakıyordu. Daha önceleri Müge Anlı’nın programının benzerlerine rastlardım. Ezcümle, menfur darbe girişiminin piyasaya olan olumsuz etkisi bariz bir şekilde hissediliyordu. Sevgili Emre Özpeynirci’nin geçen hafta köşesinde yazdığı gibi, başarılı olsalardı bisiklet bile alamazdık… Allah korumuş…

Bu arada söylemeyi unuttum. Alışveriş esnasında reisçime de 3 çift çorap aldık. Önümüz kış malum (!)… Naaapalım, o da oturup kahve içmek yerine bizimle mağaza mağaza dolaşsaydı…

Ne mi diyor?!?!

Hahahaha!!!!

Bir daha benimle servise gitmemeye yeminli şu anda…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz