Otomotivcilerden mektup

Eksik fuar dönemleri başladı.

Kirletme hakkımızı istiyoruz.

Sermayenin dini, milliyeti, rengi olmaz.

Evet de…

Bir duruşu olması gerekmez mi?

İşte sorun da bu duruşun tanımının herkese göre farklı olması. 

Mesela bana göre duruş, hemen seçildiğinin haftasında Obama döneminde kabul ettiğin bir anlaşmanın iptali için Trump’a mektup yazmamaksa…

Oysa öyle olmadı.

Los Angeles Otomobil Fuarı günlerinde ABD’li Otomotivcilerden mektup yeni başkanın posta kutusuna doğru yola çıktı.

ABD’li otomotiv üreticileri Obama ile yeni dönemin emisyon değerleri için anlaşma imzalamıştı AMA şimdi Trump’a “cayma” mektubu gönderdiler.

Otomotiv üreticilerine göre, daha koltuğuna oturmadan yeni başkana neredeyse ‘kral öldü, yaşasın yeni kral’ tavrıyla mektup yazmak olabilir pek tabii…

Şikayet eder gibi… 20 Ocak’taki devir teslimi bile beklemeden…

İşin içinde ‘hani verdiğin sözler’ diye soracak bir durum da yok.

Bilakis; ‘Meksika’da yatırım yapmayın’ diyen, hatta Meksika’da üretilen araçların ABD’ye girişi için ek vergi düzenlemesi yapılabileceğini, ekonomik anlaşmaların yeniden müzakere edilebileceğini açıklayan bir aday var.

Benim kişisel bakış açımın küresel şirketlerinkinin yanında lafı mı olur? Elbette olmaz…

Trump’a yönelik, seçildiğinin ilk haftasında otomotivcilerin ilk lobi operasyonu denilebilir bu mektuba.

Trump mektuba ne diyecek?
Trump mektuba ne diyecek?

Üyeleri arasında BMW, FCA, Ford, General Motors, Jaguar Land Rover, Mazda, Mercedes-Benz, Mitsubishi, Porsche, Toyota, Volkswagen, Volvo’nun da bulunduğu ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yerleşik otomotiv fabrikalarının birçoğunu temsil eden AAM (Otomotiv Üreticileri BirliğiAlliance of Automobile Manufacturers), Donald Trump ve ekibine 8 sayfalık bir mektup yazdı. Üyeler arasında gelecek 15-20 yıllık dönemde üretim programlarının odağında çevreci araçların olduğunu açıklayan markalar da var.

ABD’de elektrikli araçların en ateşli savunucuları Tesla ve Nissan ’ın bu mektupta olmadığını da bir yana not edelim… 

Mektubun içeriğine gelince:

Otomotivciler özetle ‘daha fazla kirletme ve tüketme’ hakkı istiyor.

Bu talebin odağında da 2011 yılında Obama yönetimi tarafından başlatılan ve otomotiv şirketlerinin de imza attığı yakıt verimliliği ilgili yaptırımların, çevreci ve otonom araçlar ile ilgili politikaların yeniden gözden geçirilmesi var.

Buna göre, 2025 yılına kadar pick-up’lar dahil araçlarda yakıt tüketimi 100 km’de ortalama 4.7 litreye düşürülecek. 2025 yılına kadar bu ülkede satılan araçların yüzde 15’inin elektrikli, şarj edilebilir hibrit ve hidrojen yakıt hücreli olmak üzere yeni teknolojili araçlar olması hedefleniyor.

Bir anlamda elektrikli veya şarj edilebilir hibrit araçları mecbur kılan iddialı hedefler. Sonuçta üreticiler tarafından kabul edilmiş, onaylanmış hedefler.

Ancak otomotivciler ileriki dönemlerde yaptırımların yeniden ele alınabileceğini, uygulamaların yeniden gözden geçirilmesi gerekliliğini de dile getirmişlerdi. İşte şimdi o fırsat doğmuş oldu ve konu yeniden tartışma masasına döndü.

Ama ben Obama’nın yerinde olsam, çok bozulurdum. O kadar emeği var sektörde. 2008 yılında çökme noktasına gelen Amerikan otomotiv sanayini yeniden ayağa kaldırmıştı. O dönemde General Motors (GM) ve Chrysler iflas noktasındaydı, Ford büyük bir finansal darboğaz yaşıyordu hani.

AAM doğrudan çevreci kriterlerin gerekliliğini sorgulamıyor belki ama ‘yapılabilirliğini’ yeniden tartışmaya açıyor. Bunu yaparken de hassas bir noktaya dokunup tüketiciyi de işin içine katıyor: Artan maliyetler yüzünden araç fiyatları  yükselecek ve tüketicinin alması zorlaşacak.

Ve AAM bu mektubu bu yıl her zamankinden daha ‘yeşil’ konseptli Los Angeles Otomobil Fuarı dönemine denk getirdi.

Bu arada GM, geçen hafta azalan talep nedeniyle 2 bin çalışanını işten çıkaracağını açıkladı. Zamanlama manidar.

Amerika Birleşik Devletleri’nde başlayan bir kıvılcımla, son birkaç yılda zirve yapan çevreci araçlar retoriğinin geride kalması ihtimali belirdi ufukta.

Önümüzdeki süreçte, Amerikalılar’ın haklı olarak o çok övündüğü ‘devlette devamlılık esastır’ duvarında bir tuğlanın aşınıp aşınmadığını da görmüş olacağız…

Belma Toprak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz