Öşür vergisi gelir mi?

Biz ‘Vergiler artırılacak mı, artırılmayacak mı; vergilendirme çevresel kriterlere uygun olarak değiştirilecek mi değiştirilmeyecek mi’ diye aramızda tartışaduralım, bir sabah aniden mevcut vergilendirme sisteminin rafa kaldırılmamasının garantisi var mı sizce?

Bence yok.

O halde;

Bu ülkede bir kişinin dediğinin tek ve en doğrusu olduğu gerçeğini kabullenmemizden hareketle; geçen hafta “Batı ne der aldırış etmeyin, Allah ne der ona bakın” dediğine ve bu sözü siyasi, ekonomik, kültürel vs hayatın her köşesine uyarlayabileceğimize göre…

Bir sabah kalktığımızda şer’i kurallar doğrultusunda öşür vergisiyle karşılaşmayacağımızın garantisi var mı?

Ya da…

Hadi şer’i uygulamayı bir yana bırakalım. Bir sabah uyandığımızda;

‘Türkiye’de üretilen otomobillerde vergiyi sıfırladım, ithal otomobilde en düşük vergiyi yüzde 200’e çıkardım’ denilmemesinin garantisi var mı?

Bu iki soruya da ‘hayır garantisi yok’ diyenlerin oranı ‘Ama ama ama Avrupa Birliği , gümrük birliği, uluslararası anlaşmalar, teamüller falan filan’ diyenlerden çok daha fazla artık ne yazık ki…

Kim itiraz edebilir?

Herkes ve hiç kimse…

İçinden herkes ve dışından hiç kimse…

Ve bir gün sonrasında, bu dönemin en trendy meslek örgütü üyelerine seslenirken kurulan cümleler: “Bizim Batı’yla çok yakın ilişkilerimiz var. Türkiye olarak ihracatımızın yarısını Euro bölgesine yapıyoruz. Ekonomik olarak da Batı’yla asla gözden çıkartmayacağımız, vazgeçmeyeceğimiz ilişkilerimiz var.”

Yanan gemilerin çıkardığı ses mi yoksa o gemilerin arkasında patlatılan çatapat mı?

Bu söylemlerin içeride trübünlere oynamak mı, yoksa gerçek niyet mi olduğunun ayırımını yapamıyorum artık.

Geçen baharda danışılanlardan biri de “Gerekirse gümrük birliğini askıya alırız” demişti.

Bekledim bekledim, yine bekledim, beklemeye devam ediyorum… Kimseden ses çıkmadı, çıkmıyor…

Hayat damarları AB’ye bağlı olan herhangi bir ihracatçı firmadan ses çıktı da ben mi duymadım?

Bu danışılan kişinin gümrük birliğinin sadece Türkiye’yi açık pazar haline getirmediğini, AB’nin de Türkiye için açık pazar haline geldiğinin bilmemesi mümkün mü? Nazar etme, çalış senin de olur. Tıpkı Türk otomotiv endüstrisinin çalışıp başardığı gibi…

Diğer üç kriteri es geçip, sadece mal dolaşımını serbest bırakan gümrük birliği ile AB’ye ters yoldan giriş yaptığımız doğru… Olumsuzlukları tartışılır. Ama o yolun Türkiye’de üretim yapanları ve gözleri dünya pazarlarında olanları çok iyi bir noktaya çıkardığı da kesin.

Dünyada, özellikle otomotivde ‘Türk Malı kalitelidir’ imajı oluştuysa bu hiç kuşkusuz gümrük birliği sayesindedir…

oto vergisine 5 er puanlik vergi artisi 6628185_8951
oto vergisine 5 er puanlik vergi artisi 6628185_8951

2001 krizinin yıkıcılığı bir yana, o krizin müspet bir sonucu da oldu. O güne kadar iç pazara sırtını dayayan Türkiye’de otomotiv sanayii dünyaya satabileceği malları üretebilmeyi öğrendi. Daha doğrusu öğrenmek zorunda kaldı.

Bugün 100 bin stoku içeriye satamayan otomotiv piyasası batmaz. Sadece nezle olur. Ama eski günlerin çok küçük ‘büyüklükleri’ içinde batması gayet normaldi.

Neredeyse batmıştı zaten. 2002’nin ‘kara’ Ocak ayında satılan otomobil sayısını hatırlayabilenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. Neyse ki otomotivde planlar uzun vadeli yapılıyor. O günlerde yapılan uzun vadeli planlar ve konan uzun vadeli hedefler bugünkü resmin temelini oluşturuyor.

Bugün toplam ihracatımızın yüzde 50’si AB’ye yapılıyor.

Otomotiv ihracatının ise tam yüzde 80’i. Büyük harfle de dikkat çekeyim: Tam YÜZDE 80’i.

Bu yazıda garanti kelimesini çok kullandım, daha da kullanacağım.

Garanti müşteriler bunlar hem de. Mesela Bursalı Renault’nun ürettiği tüm otomobillerin tamamını Parisli Renault, Bursalı Tofaş’ın ürettiklerini Torinolu Fiat alıyor. Sonra da kendi satış teşkilatına dağıtıyor…

Bugün ülkede içeride ve dışarıda işleyen tek sektörün dinamitlenmesinin kime ne faydası var?!

İşleyen demirin parlaklığını alırsanız orta vadede ülkede yatırım kalır mı?

İşte bunun yanıtı garanti:

Kalmaz…

Rusya’yla yaşanan sorunlar yüzünden doğalgaz olmazsa tezek yakacağını söyleyenler de deveye biner artık…

Bütün bunları cılız değil, gür bir sesle söylediğinizde, ertesi gün derneğinizin, meslek örgütünüzün KHK ile mühürlenmemesi; şirketinize kayyım atanmaması garanti mi?

Maalesef o da garanti değil…

Peki söylemediğinizde?…

Belma Toprak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz