OSD’den ikinci kırmızı alarm mesajı

 

Otomotiv Sanayii Derneği bu yılın ilk üç ayından bu yana bir mesaj vermeye çalışıyor. Aynı mesaj Ford Otosan ve TOFAŞ CEO'ları tarafından da paralel süreçlerde destekleniyor. Otomotiv üretecilerinin çatı örgütü ile iki büyük markanın Türkiye operasyonu, yaptıkları milyar dolarlık yatırımların bekası için 

"elimizdeki elması kaybetmeyelim" diyorlar.

Evet, Türkiye, otomotivde 2000'li yılların başında hafif ticari araç diye bir yol tutturdu. Bu yol tuttu da. Otomobil gibi büyük miktarlarda üretim gerektiren bir ürün yerine, daha az üretim miktarını tuttururak, Avrupa'nın en büyüğü ve üretim merkezi haline geldi.

İhracattaki başarıyı, iç pazardaki güçlü konum da besledi. Böylece Tofaş, önce Peugeot ve Citroen'e ardıdan Opel ve Vauxall'a, son olarak da Dodge-Ram markalarına Bursa'da hafif ticari araç üreterek, Ford ise otomotivin tanrısı kabul edilen ABD'ye hafif ticari araç ihraç ederek, bu alanda Türkiye'deki üretimin rekabet gücünü kanıtladı.

Bu araçlara hükümetlerin vergi destekleri uygulamasıyla Türkiye adeta hafif ticari araç cennetine döndü.

Fakat şimdi hükümüten bu politikasının değiştiği gözleniyor. Bu değişim belki de Hyundai'nin büyük "Ayten" yatırımını getirdi. Belki de Clio 4 bu değişim sonrasında Fransa'yı sollayarak, Türkiye merkezli üretiliyor. Ama görünen o ki artık Türkiye hafif ticari araç cenneti olmaktan çıkıyor.

Tüketiciler artık kombi versiyon olarak tabir edilen hafta içi ticari, hafta sonu binek araç olarak kullanılan araçlardan kaçıyor.

Neden? Artık bu araçları kullanmak için gerekli olan K Belgesi 5 kat zamlandı. Kış lastiği zorunlu oldu. Maliyeciler sık sık çeviriyor. Trafik kontrollerinde bu araçlar daha çok kontrol altında. İstanbul ve Ankara'da belli yerlere giremiyorlar. Büyük kısmı "İyi oldu" dedirten bu önlemler, bu araçların üretim üssü durumundaki şirketlerin bilançolarını vurdu. Onları vurmaya bşaladığı gibi otomotivi cari açığını da vurumaya başladı.

Tüketicinin hafif ticari araçlardan binek araçlara kayması ve bu yol binek otomobilde tarihi satış rekorunun kırılacak olması, ithaltı da patlattı. Binek otomobilde ithalatın payı yüzde 78'e çıktı. Yani satılan her 100 otomobilin 78 adeti ithal, 22 adeti yerli. Tabii binek otomobilde Türkiye'de üretilen otomobil çeşitlerinin darlığı etkili. Fakat diğer baskılar da etkili.

Son 10 yılın en düşük hafi fticari araç satışlarının gerçekleşitği bir yıl yaşanıyor. Eylül ayında otomobil satışları yüzde 7 yükselirken, hafif ticari satışları yüzde 25 azaldı.

Tofaş ve Ford hissedarları için hiç de parlak bir tablo yok ortada.

Ama onlar gibi Türkiye ihracatının lokomotifi iki şirketin işlerinin kötü gitmesi, Türkiye ihracat rakamlarının da kötü gitmesine yol açar. Nihayetinde geçen yıl 8 ay itibariyle 319 milyon dolar olan otomotivin cari açığı bu yıl aynı dönemde 1 milyar 116 milyon dolara yükseldi. Yıl sonunda bu rakamın 2.5 milyar dolara çıkması bekleniyor ki, 2008 yılında sektörün cari fazlası 2.9 milyar doları buluyordu. Yani nereden nereye…

OSD Başkanı Kudret Önen, bayram tatili öncesi basınla buluşmasında En önemli ihracat kalememiz yara alır. Dünya konjonktüründe başarılı olduğumuz bir ürün var, bunu korumak lazım" derken, ileriye dönük yeni yatırımların da "kırmızı alarm" verdiğini söylüyordu.

 

BÖYLE DEVAM EDERSE NE OLUR?

Ford ve TOFAŞ kapanmaz. İki marka da yatırımlarını sırtlarına alıp, götürmez. Belki de en iyimser tahminle otomobil üretimen geçiş yollarına bakarlar ve diyelim ki geçtiler. Bu durumda her iki marka için de üretim üssü yerine, üretimin kriz dönemlerinde tehlikeye girdiği fason merkezler olmaktan öteye gidilemez. Unutulmasın ki otomobilde donanımı ve sınıfı yüksek modeller üretmedikten sonra, eder olarak hafif ticari aracın ederinin altında kalınır ki bu da ihracat rakamlarının tutturulmasında ve yükselmesinde negatif anlama gelir.

Türkiye de ticari ve hafif ticari de elde ettiği birinciliği, ar-Ge merkezi olmakla süslerse, ihracat rakamlarını artırır. Yoksa Türkiye'nin en büyük ihracatçı sektöründe kartlar yeniden karıştırılacak ve dağıtılacak. Ya bu kez 2000'lerin başındaki "As" elimize gelmezse.

 

Cevap Gönder

Please enter your comment!
Please enter your name here