Mümkün mü?

Sakin olup, devam etmek mümkün mü?

İngiltere’de yerleşik otomotiv endüstrisi, Brexit sürecinde, 2. Dünya Savaşı sırasında İngiliz hükümetince üretilen ve günümüzde popüler bir ikon haline gelen bir motivasyon afişindeki çağrıya uyuyor gibi görünüyordu:

‘Keep calm and carry on.’

Yani,

‘Sakin ol ve devam et.’

Sakinlik kısmında sorun yok da…

Devam etmek kısmında bundan sonra neler olacağı biraz kuşkulu.

Hem de geleceğe yönelik büyük bir ‘bilinmezlik’ ortamında…

Referandum sonrasında çıkan sonuca uluslararası piyasaların verdiği tepkiye bakılırsa bundan sonrası şirketler için hiç de kolay olmayacak.

KOSKOCA BİR BİLİNMEZLİK

Brexit öncesinde en endişeli kesimlerin başında İngiliz otomotiv endüstrisi geliyordu. Resmi olarak pek dile getirmeseler de sağda solda, kapıda bacada “İngiltere’nin AB’de kalması hepimizin yararına” mealinde yorumlar yapılıyordu. Referandumdaki ‘çıkalım’ sonucu hiç şüphesiz bu endişelerin katlanmasına neden oldu. Tam da İngiliz otomotiv endüstrisi bir anlamda kendi ‘yeniden doğuşunu’ yaşarken… Bazı yorumlarda AB’den çıkış kararının uzun vadede İngiliz otomotivi için çok olumsuz sonuçları olacağı, özellikle de Alman ve Japon üreticilere milyarlarca Euro zararı olacağı iddia ediliyor. Sektörün talepleri dikkate alınmazsa, AB’den çıkışın endüstri üzerinde felaket sonuçları olabileceği yönünde kötümser beklentiler yaygın.

Şimdi İngilizler yeni bir referandum yapılması gerektiği dile getiriyor. Hatta İngiliz Parlamentosu’nun mevcut yetkisini kullanarak ‘çıkış’ kararını uygulamayabileceği bile telaffuz ediliyor. Yani tam bir bilinmezlik hakim. Bu bilinmezlik sadece İngiltere’de değil, diğer AB ülkelerinde de var. Mesela Almanya Başbakanı Merkel, ‘çıkış müzakereleri yavaş olsun’ derken, Alman Dışişleri Bakanı hızlı olmasından yana.

İLK BEKLENTİ % 10 GÜMRÜK VERGİSİ

Üreticilerin şu anda en büyük sorunu işte bu devasa bilinmezlik ve AB ile müzakerelerin ne yönde yürütüleceğiyle ilgili ortada somut hiçbir şey olmaması. Brexit ile ilk etapta üçüncü ülkelere uygulanan yüzde 10’luk bir gümrük vergisi getirilmesi beklentisi hakim. Kısa vadeli ilk beklentilerden biri bu. Belki müzakereler sonrasında özel anlaşmalar yürürlüğe girecektir. Belki bizim ki gibi gümrük birliğinin devrede olacağı bir anlaşma olabilir. Ama bütün bunlar şu anda tam bir muamma…

Ülkede otomotiv üretimi ağırlıklı olarak yabancı şirketler tarafından yapılıyor. Yaşayan İngiliz markaları Mini, Land Rover, Range Rover, Jaguar, Bentley ve Rolls-Royce, Alman ve Hint şirketlerin kontrolünde. Japon markalar Nissan, Toyota ve Hondae ndüstrinin diğer ağır topları. Yani sektör ‘ulusal’ olmaktan çok uzakta.

İngiltere’de 2016 yılında 1.9 milyon otomobil üretilmesi öngörülüyor. Bu bugüne kadar üretilen en yüksek rakam olacak. Kötü kehanetlere bakılırsa, Brexit’in sonuçları bu rekorun kırılmasını engelleyebilir. Tabii bir de istihdam boyutu var. İngiliz otomotiv sektöründe 800 bin kişi çalışıyor ve her yıl ekonomiye 15.5 milyar pound’un üzerinde katkısı bulunuyor. Bunun da yüzde 80’i ihracat sayesinde karşılanırken, bu ihracatın yüzde 57’si de AB ülkelerine yapılıyor.

ÜRETİCİLER ÇIKIŞI İSTEMİYORDU

Oylama öncesinde tüm üreticiler temkinlerini dile getiriyor ve yatırımlar konusunda güvence veriyordu. Ancak çıkış kararı otomotiv şirketlerinin desteğinden çok uzak. Sektörü temsil eden kuruluş SMMT (Society of Motor Manufacturers and Traders), “Hükümet ekonomik stabiliteyi güvence altına almalı ve AB ile İngiliz otomotivinin çıkarlarını koruyacak bir anlaşma yapmalı. Bu anlaşma AB’nin yanında diğer global pazarları da kapsamalı” diyor.

İngiltere’de 3.400 çalışanı bulunan Toyota, “İngiltere’nin AB’de kalması bizim operasyonlarımız için en iyisi olacaktır” derken; BMW, “İngiltere AB’nin aktif ve etkili bir üyesi olarak kalmalı” görüşünü savunuyordu. Jaguar Land Rover “AB’den çıkmak fiyatlarımızın yükselmesine ve daha az rekabetçi olmamıza neden olur” endişelerini dile getirirken, CEO çalışanlarına gönderdiği mektupta AB’de kalmanın yararını ifade etmişti. Ford da aynı yöntemi izleyerek 14 bin çalışanına mektup yazmıştı. Ford, AB’den çıkışın motor üretiminin maliyetlerini artıracağını ve bu kıtada yeniden yakaladığı kârlılığı ortadan kaldıracağını düşünüyor. Nissan’a göre de “İngiltere’nin AB’de kalması, ticaret, maliyet ve istihdam açısından daha mantıklı.” Nissan, 2015 sonunda ikinci nesil Juke’un İngiltere fabrikasında üretileceğini açıklamıştı. Nissan Sunderland fabrikasında yılda yarım milyon araç üretiyor. Vauxhall’da da (Opel) endişeler daha yüksek seviyede. Şirket için Amerikalı patronu General Motors’un ülkedeki politik iklimdeki değişikliklere uyumu anahtar olacak.

Bentley, Volkswagen Grubu; Rolls-Royce, BMW tarafından kontrol ediliyor. Her iki şirket de İngiliz imajı üzerine kurulu modeller üretmeye hazırlanıyor. Rolls-Royce için Almanya’da ya da başka bir ülkede üretim söz konusu değil. Referandum öncesi, her türlü sonuca hazır olduğunu dile getirmişti. Yani AB’den çıkışa da… Rakibi Bentley, yakında ilk SUV modelinin üretimine başlayacak. Patron Wolfgang Dürheimer çeşitli vesilelerle yine de hiçbirşeyin kesin olmadığını ve VW Grubu’nun dünya genelinde 110 yerde üretim yaptığını dile getiriyor. Aba altından sopa göstermek gibi yani. Alman üreticileri temsil eden VDA, defalarca AB’den çıkış konusunda endişelerini dile getirmiş, bunun bazı üreticilerin fabrikaları başka ülkelere taşımasına neden olabileceği uyarında bulunmuştu.

Şüphesiz ki şirketler bundan sonra gelişmeleri çok yakından izleyecek ve ona göre pozisyon alacaklar. Zaten “Gelişmeleri ve İngiltere’deki operasyonlarımıza etkisini yakından takip edeceğiz” mesajları veriyorlar.

TÜRKİYE’YE YATIRIM KAYAR MI?

Biraz şeytanın avukatlığını yapalım:

Toyota ve Honda Türkiye’de üretim yapıyor.

Daha önce farklı nedenlerle Ford’un yaptığını yapıp üretimi Türkiye’ye kaydırabilirler mi?

Nissan Türkiye’de yatırım yapar mı? Türkiye’de prensipte yatırıma sıcak olduğu sık sık gündeme gelmişti.

Onlar sakin olup, devam etmeyecekse…

Biz de fırsatları,

‘Bekleyelim ve görelim…

Hem AB’den çıkmak hem de kalmak isteyen iki tarafta da, referandum kampanyalarını Türkiye’yi aşağılamak üstüne kuranlardan alınacak en büyük intikam bu olmaz mı?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz