Herşey güzel olacak

Geçen hafta ekonomi gündemi yeniden canlandı.

31 Mayıs tarihinde Gezi Parkı’nda başlayan dinamizm, devamındaki günlerde gelişti. Güncel ekonomiye etkileri üzerine bir şeyler söyleniyor ama henüz kimse tam olarak rakamsal boyutu bilmiyor.

Rakamlar üzerine hükümet yetkililerinin açıklamalarına karşın, göstericiler de ölen ve yaralananların rakamıyla karanfile boğuyorlar ortalığı.

Gelişmelerin içindeyiz henüz. Gezi Parkı sonlanmadı.

Olayların ilk günlerinde ertelenen veya iptal edilen toplantılar olmuştu.

Edilmeyenler de…

Örneğin Toyota, tüm dünya için en önemli modeli olan Corolla’nın Avrupa lansmanını Beşkitaş’ta TOMA’ların gölgesinde denebilecek bir ortamda gerçekleştirdi. 7 Haziran diye açıkladığı lansman tarihini değiştirmedi, ertelemedi.

Daha sonra bir kaç  şehir aşırı toplantı yapıldı.

Sonunda geçen hafta yeniden şehre döndü ekonomi.

Şirketler yeniden toplantılarına veya “Event”larına başladı.

Geçen hafta neredeyse 5 gün 5 toplantı oldu. Tümüne katılamadım ama çoğundan çıkan sonuç hayatın bir yandan da devam ettiği yönünde oldu. Zaten gösterilere katılanlar bile gündüz işlerinde efsane film Süperman’deki Clark Kent gibi değiller mi? “Gündüz herkes Clark Kent, akşam ceketini çıkaran kravatını çantasına atan, gösteri kıyafetlerini giyen herkes Süperman …”

Geçen haftaki toplantılarda yöneticiler olayların showroom trafiğini lk günlerde azalttığını ama bunun giderek ortadan kalktığını düşünüyor.

Hatta olayların arkasından yeniden normale dönüleceği ve ilerisinin kendileri açısından daha iyi olacağı da yapılan öngörüler arasında yer alıyor.

Haziran ayında geleneksel olarak düşen satışlar, bu ay belki 10 bin adet daha fazla düşecek. Ama zaten mevsimsel durgunluk diye bir tanım her zaman yedekte bekliyor.

Bize göre yaşananlar, Türkiye’nin ileriye gitmesinde önemli kilometre taşlarından biri olarak demokrasi tarihine geçecek. Ekonomik verilerin baskı altından kurtulup, yeniden tartışılmasıyla,

iş dünyasının patronundan yöneticisine kadar özgürleşmesiyle Türkiye daha iyi noktalara kesinlikle gelecek.

Günümüzde yazacağı twiiti bile yazıp, sonra silen yöneticilerle konuştum.

Hiç konuşmayan yöneticilerin, özel görüşlerini dinledim.

İş dünyası ve şirket yöneticilerinin, kendilerini özgür hissetmedikleri bir ortamda yaşadığımızı gazete sayfalarından, televizyon ekranlarından görmek hiç de zor değil.

Hükümetin, ekonomideki rakamları anladığı şekilde yansıtmak için önemli bir faktör olan psikolojik “Babayiğitliği”, gerçekleri bulmaya yönelik bir demokrasiye çevirmesinin de zamanı. 2023 hedefleri için ekonomiyi yapanların da yürütenlerin de özgür olmaları gerekiyor.

Rakamlar eğilip bükülebilir, gerçeği farklı gösterebilir ama yalan söylemez.

Her şey güzel olacak.

Cevap Gönder

Please enter your comment!
Please enter your name here