O gemilerin hepsi yüzde 100 yerliydi

Millet olarak bizim başarı algı ve tanımımızda çok ciddi bir sorunumuz var. Hem de çok… Eğitimlisinden eğitimsizine, mütedeyyininden sekülerine…

Mesela…

Bu hafta ve sonrakinde sosyal medyanın tüm dehlizleri, mutluluk emojilerinin eşlik ettiği bilumum karne fotolarıyla dolacak.
“Kızım anaokulundan dereceyle mezun oldu!”
“Oğlum ortaokulu başarıyla bitirdi!”
Ve mutluluk hüngürleri (!)…
Spor, bilim, eğitime dönük başarılar her zaman takdire değer. Kutlayalım, heveslendirelim onları durmaksızın. Ama çocuğumuz sırf bir şekilde sınıfını geçtiği için sevinçten havalara zıplamamız, mutluluk gözyaşları dökmemiz gerekmiyor değil mi?
Doğal ve sıradan olanı yaldızlı paketle sunmaya ne gerek var!
Bu bakış açısında olduğum için kızım bu duruma çok bozuluyor, karne hediyesi isteyemiyor benden hiç…
Başarının tanımı sorunlu derken…. Yeni havalimanı çalışanlarının yan yana, art arda dizdiği 1453 adet kamyonun fotoğrafını görünce önce yorumsuz baktım.
Fotoğraf olarak iyi bir ‘medya’ malzemesi. Sadece o kadar. Amaç rekor denemesine eşlik eden ilgi çekici bir görsel ile medyaya malzeme olmakmış, o da başarıyla olmuş zaten.
Yorum kısmına gelince… Teşbih ile hata arasındaki ‘samimi’ ilişkiye güvenerek benim de birkaç kelamım var. Gemilerle kamyonları kıyaslayacağım izninizle.
Kendi kendime sorduğum sorular ve internet, kitap vs çeşitli kaynaklardan aldığım yanıtlar:

İstanbul’un fethinde kaç gemi yer aldı?

Yaklaşık 150. Bunun 72’si karadan yürütülerek Haliç’e getirildi.
Bu gemiler ithal miydi acaba? (O dönem için yanlış bir soru kalıbı olduğunun farkındayım. Kim inşa etmiş anlamında. Belki de ‘düşman’ tarafında yer alsa da Cenevizliler yapmıştır. Bugün düşman görünüp de aralarındaki ticareti kesmeyen ülkeler yok mu?)
Mesleki deformasyon size bazen şeytanın avukatlığını yaptırıyor. Benim yeni öğrendiğim bu sorunun yanıtı, keşke Cenevizliler falan olsa da ilginç bir konu çıksa diye düşündüm itiraf ediyorum.
İthalatı hep sevmişiz demek istedim bi an. Ama geçti o an hemen.
Yanıt hayır. Fetihte yer alan gemiler Osmanlı’nın ilk büyük tersanesi Gelibolu Tersanesi‘nde inşa edilmiş.
Yüzde 100 yerliymiş yani…
İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet’in ilk icraatlarından biri de bir tersane inşa edilmesini emretmek olmuş. Fetihten sadece 2 yıl sonra kurulan İstanbul Tersanesi, zamanla döneminin en büyük gemi inşa tersanelerinden biri haline gelmiş…
Geliyoruz teşbihin bugünü ilgilendiren kısmına…
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre kamyon üretim rakamlarından başlayalım:

  • 2015’te kamyon üretimi: 30.968
  • 2016’da kamyon üretimi: 14.826
  • 2015’ten 2016’ya yüzde 71 düşüş var.
  • 2016 ilk 4 aylık üretim: 4.488
  • 2017 il 4 aylık üretimi: 5.203

Neyse ki üretim artışı yüzde 16 ile başladı.

Satış kısmı ise şöyle:

  • 2015’te kamyon satışları: 37.833
  • 2016’da kamyon satışları: 20.757
    Yüzde 45 kayıp.
  • 2016 ilk 4 ay: 5.691
  • 2017 ilk 4 ay: 4.752
    Kan kaybı sürüyor. Düşüş yüzde 16.

Düşen piyasada ithal ve yerli dengesine gelirsek:
Mevcut durumda Ford ve Mercedes, Türkiye’de büyük kamyon üretiyor.
Yine Otomotiv Sanayii Derneği verilerine göre, 2007 ile 2015 yılları arasında yüzde 26 ile yüzde 35 arasında değişen ithal kamyonun pazar payı 2016’da birden yüzde 53’e fırladı.
2017’nin ilk dört ayında ise yüzde 37’ye geriledi.
2016 yılındaki ithalatın payını artırmasının nedeni kamu kaynaklı altyapı yatırımları nedeniyle satım alınan kamyonlar…
Düz mantık bir hesap yaparsak (ki büyük ihtimalle öyledir) 1453 kamyonun 770 adedi ithal…
Fatih bu durumda ne yapardı sizce?
Ne yapardı bilmiyorum ama İstanbul’u fethettiği yaştaki zekasını ifade eden uygun bir şey bulurdu mutlaka…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz