Elektrikli otomobile yüzde 100 destek

 

Elektrikli otomobile yüzde 100 destek  

 

Otomotivi stratejik sektör olarak belirleyen hükümet 10 gün arayla yeni bir teşvik daha açıkladı. Elektrikli otomobil geliştirmeye yönelik yüzde 100 Ar-Ge desteği geliyor. TÜBİTAK öncülüğünde üniversitelerin, özel sektör ve kamu Ar-Ge kuruluşları güç birliği yapacak. Türkiye'nin bu sayede dünyada elektrikli araç üretimi konusunda öne çıkması ve yerli üretimin artması hedefleniyor.

 

 

Otomotiv sektörüne yönelik teşviklere bir yenisi daha ekleniyor. 10 gün önce yapılan düzenleme ile otomotiv yatırımlarını daha cazip hale getiren hükümet şimdi de elektrikli otomobil geliştirmeye yönelik yüzde 100 Ar-Ge desteği sağlayacak. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, TÜBİTAK öncülüğünde üniversitelerin, özel sektör ve kamu Ar-Ge kuruluşlarının güç birliği yapacağını belirterek, "Bu sayede elektrikli araçta söz sahibi ülkeler arasına girmeyi hedefliyoruz. İlk etapta elektrikli araç teknolojilerinin kritik bileşenlerinin yerli olarak geliştirilmesi ve ardından bu bileşenler kullanılarak yerli araç üretileceğini düşünüyoruz. Proje kapsamında Bakanlık olarak 5 yıl boyunca toplam 200 elektrik araç alımını da garanti ediyoruz." dedi. Şirketlerin geliştirilen bileşenleri kullanarak elektrikli aracı üretmesinin hedeflendiğini aktaran Bakan Ergün, desteklenecek projelerin en fazla 4 yıl içinde tamamlanması gerektiğine işaret etti. Söz konusu Ar-Ge desteği kapsamında proje tekliflerinin 

24 Mayıs 2013'e kadar Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK)'na sunulması gerekiyor. TÜBİTAK'ın destekleyeceği projelerin azami ölçüde yerli olarak geliştirilmesi isteniyor. Türkiye'nin otomotiv sektöründe Ar-Ge yetkinliğinin bulunduğuna değinen Ergün, mevcut potansiyel ile elektrikli araç alanında hızlı yol alınabileceğine dikkat çekti. 

     Bakan Ergün, TÜBİTAK üzerinden yapılan çağrı kapsamında üniversite, kamu ve özel sektör kuruluşlarının oluşturacağı Proje Yürütücüsü Kuruluşlarının, tasarım, batarya, elektrikli motor ve araç kontrol sistemi gibi araç ekipmanlarını Ar-Ge çalışmaları ile yerli olarak geliştireceğini söyledi. TÜBİTAK'ta yer alan bilgilere göre, ilk maddede elektrikli araca yönelik özgün tasarım, ikinci maddede bataryanın hücre ve bileşenleri, yönetim sistemi gibi detayları, üçüncü maddede aracın hareketini sağlayacak elektrikli motorun kendisi, aktarma organları ve yüksek voltaj bileşenleri, dördüncü maddede ise enerji, araç dinamiği kontrolü, aktif güvenlik, arıza teşhis sistemi, ısıtma soğutma kontrolü ve enerji geri kazanımı gibi maddelerdeki geliştirmeler tamamen destekle yapılabilecek.  

         Bakan Nihat Ergün, üretilecek elektrikli aracın hangi segmentte olacağının, yurtiçi ve yurtdışı pazar imkânlarının, rekabet şartlarına göre elektrikli araç üretici kuruluşları tarafından belirleneceğini kaydetti. Ancak aracın şehir içi yaygın kullanıma ve toplu satışa uygun, elektrik tahrikli, en az 4 lastik tekerlekli kara taşıt aracı olacağına değinen Ergün, "TÜBİTAK, sahip olduğu fikri haklarını, aracın Türkiye'de üretilmesi ve 5 yıl süreyle üretim ve satış garantisi verilmesi durumunda üretici kuruluşa devredecek." bilgisini verdi. Böylece desteklenecek projenin 'golf aracı' '4 tekerlekli scooter' gibi dar kapsamlı olamayacağı da netlik kazanmış oldu.  

     5 yıl boyunca toplam 200 araç alımı garantisi verdiklerini belirten ve yerli elektrikli araçların kamu alımlarında da yer alması için teşvik çalışmalarının etkinleştirileceğini söyleyen Ergün, şunları kaydetti: "Yerli elektrikli araç geliştirilmesi ve üretilmesi ile Türkiye bu alanda adını duyuracak. Aynı zamanda yan sanayi gelişimi ile ekonomimize büyük katkı sağlayacağız. Gelecek proje tekliflerine göre verilecek destek miktarını da belirleyeceğiz. TÜBİTAK desteğiyle kritik ve yeni teknolojilere sahip dünya ile rekabet edebilecek fiyat ve kaliteye sahip araçlar geliştireceğiz. Bu potansiyel bizde var, bu alandaki gücümüzü kullanarak amacımıza ulaşacağız. Geleneksel fosil yakıtlı araç teknolojilerinde kaçırdığımız fırsatı, henüz dünyanın çok başında olduğu bu teknolojide kaçırmak istemiyoruz." 

 

 

 

Türkiye Opel dünyasının 6 büyüğü arasında  

Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik, geçen yıl gerçekleşen 50 bine yakın satışla Türkiye'nin Opel dünyasında altı büyük pazardan biri haline geldiğini söyledi. Aralık ayında gerçekleştirilen strateji toplantısına çağrıldıklarını anlatan Keklik, "Bu önemli bir değişim. Türkiye artık büyüyen ve istikrarlı pazarı ile Avrupa'da bizim öne çıkmamızı sağladı. Bu durum bizim taleplerimizin de yerine gelmesini kolaylaştırıyor. Son olarak markanın geliştirdiği 1.6 litrelik dizel motorda önemli bir katkımız oldu. Israrlarımızın etkisi büyük. Çünkü Avrupa'da 1.7 litre dizel motor var, ama bu bizim ülkemizde vergi yüzünden dezavantajlı. Şimdi o varken bir de bunu geliştirdiler. En çok bize yarayacak." dedi. Keklik, Opel Türkiye'nin ortaya koyduğu performans ve ülke pazarının istikrarlı gelişimine paralel olarak Opel Avrupa genel merkezi nezdinde Türkiye pazarındaki gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade etti. 

     Geçen yıl binek otomobil pazarında yüzde 9'luk pazar payı elde ettiklerini ve en çok satış yapan ilk 3 binek otomobil markası arasında yer aldıklarını belirten Keklik, toplamda ise yüzde 6 pazar payı ile ilk 5 markadan biri olduklarını kaydetti. Opel'in Tofaş tarafından üretilen ve geçen yıl 30 bine ulaşan Combo modeli sayesinde ithalat ve ihracatta önemli bir açık oluşturmadığını dile getiren Keklik, "Türkiye'den yıllık 100 milyon Euro'luk yan sanayi alımı gerçekleştiriyor. Bu da yine ihracata ait kalemin artmasını sağlıyor." diye konuştu. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan'ın geçen hafta VW Grubu'na yönelik yatırım çağrılarından sonra görüştüğümüz Keklik, "Opel 2008 yılı sonrası satılma noktasına geldi. Avrupa'da kapasite fazlası veriyor. Bazı fabrikaları kapanıyor. Ancak biz hem Combo üretimi hem de yan sanayi tedariki ile cari açıkta dengeleme yapmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. 

     10 gün önce ugulamaya geçen düzenlemenin Türkiye'nin 2023 hedefinde önemli yer tuttuğunu kaydeden Opel Türkiye Genel Müdürü, "Bu hedefe ulaşmak için geçen hafta çok önemli bir adım daha atıldı. Sektörü tam anlamıyla Süper Lig oyuncusu konumuna getirecek ve 1 milyon hacimli pazarlar arasında yer almasının kapısını açacak önemli konulardan biri de Türkiye'nin yaşlı araç parkının gençleşmesine imkan tanıyacak orta ve uzun vadeli bir hurda teşvik programının hayata geçirilmesi olacak." diye konuştu. 2013 yılında toplam otomotiv pazarının 2012 yılı düzeylerinde gerçekleşeceği öngörüsünde bulunan Keklik, bu yıl Opel Türkiye olarak hedeflerinin 50 bin dolaylarında bir satış gerçekleştirmek olduğunu kaydetti. 

 

 

3 yılda 23 yeni model 

Opel'in yeni model ve motor gelişimi için 11 milyar Euro'luk yatırım açıkladığını belirten Özcan Keklik, bu planlama çerçevesinde 2016 yılına kadar 23 yeni model ve 13 yeni motor, şanzıman geliştirileceğini söyledi. Son dönemlerde Opel olarak yer almadıkları segmentlerde de bulunma ve yeni müşteri kitlelerine ulaşma hamlesi içinde olduklarına işaret eden Keklik, şunları anlattı: "Bunlara en güzel örnekler de 2012 yılı sonunda pazara sunduğumuz Mokka ve çok yakında pazara sunacağımız Adam ve Cascada modellerimiz. 2013 yılı içerisinde 3 yeni nesil motorumuzla portföyümüzü genişleteceğiz. Yeni geliştirilen 1.6 CDTI dizel motoru ilk kez haziran ayında Zafira ile pazara sunacağız. Yeni dizel motorun yanında 1.6 litre, 170 beygir gücünde benzinli ve otomatik motor seçeneği ilk kez Cascada ile ilkbahar aylarında yola çıkacak. Üçüncü yenilik ise Mokka ile birlikte sunacağımız 1.4 litre 140 beygir gücündeki turbo motor ve otomatik şanzıman olacak."  

 

 

Yeni E serisi mayısta yola çıkıyor

Alman Mercedes'in 1 milyar Euro'nun üzerinde yatırımla geliştirdiği E serisi mayıs ayında Türkiye'de satışa sunulacak. Ocak ayı başında düzenlenen Detroit Otomobil Fuarı'nda 5 farklı versiyonu ile markanın yıldızı olarak sergilenen E serisinin başlangıç fiyatı 167 bin TL olacak. Bu fiyat E250 modeli ve Türkiye paketi içeriği için geçerli. Yeni E-Serisi Türkiye'ye 211 beygir gücündeki E 250, 2,1 litre 204 beygir gücündeki sürekli dört tekerlekten çekişli E 250 CDI 4MATIC, 3 litrelik 252 beygir gücündeki sürekli dört tekerlekten çekişli E 350 BlueTEC 4MATIC versiyonları ile ithal edilecek. Mercedes'in modern tasarımını yansıtan model, akıllı sürüş sistemleriyle öne çıkıyor. Konfor ve güvenliği bir araya getiren yeni E serisinde aynı zamanda ekonomik sürüş ve performans bileşimine odaklanan motor serisine sahip. Direct Control süspansiyon sistemiyle yolda önce modelden daha rafine bir sürüş vaat eden otomobil internet bağlantılı ekran üzerinde online olarak sürekli bilgi ve eğlence desteği sağlıyor.  

 

Avrupalı müşteri Türkiye'yi takipte!

 

PSA Peugeot Citroen, ilk etapta Türkiye, İspanya, Kuzey Afrika, Polonya gibi ülkeler için üretime aldığı yeni sedan modelinde rotayı Avrupa'ya çevirdi. Kasım ayında satışa sunulan Peugeot 301 ve Citroen C-Elysee için daha önce 'Bu modeli satmayız.' diyen Fransa, Avusturya, Almanya gibi ülkelerdeki bayilerin sıraya girdiği belirtiliyor. Yeni modelin ekonomik satın alma ve kullanım özellikleri krizdeki Avrupalıya cazip geliyor. Müşterilerinden gelen talepler doğrultusunda sipariş veren ülkelerin talebini karşılamak ise ancak PSA'nın kapasite artışı ile mümkün olacak. Bu kapsamda İspanya'daki Vigo fabrikasının 60 bin olan kapasitesine ilave olarak Berlingo üretim kapasitesi kullanılacak. Geliştirilme sürecinde Türkiye'nin destek verdiği PSA'nın sedan modeli her iki marka açısından yeni bir güç haline geldi. Kısa süre önce 5 milyar Euro zarar açıklayan şirketin bu modeli Fiat Linea, Hyundai Accent Blue, Renault Symbol gibi modellerle rekabet edecek. Uluslararası pazarlar için tasarlanan modeller dünyanın dört bir tarafında, farklı iklim ve yol şartlarında dört milyon kilometreden fazla test edildi. Türkiye'de ESP (Elektronik Stabilite Programı) standart olarak sunuluyor. 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz