Türkiye’nin en önemli otomotiv distribütörünün rüyalarını deniz süslüyor

0

Otomobilin yeri ayrı fakat okyanusu tekneyle geçmek şahane olur   İş dünyasının yeni nesil temsilcilerinden biri olan Mustafa Bayraktar, bankacılıkta da ham yağ ticaretinde de hep ‘işe iş’ olarak baktığını duygularını pek karıştırmadığını söylüyor. Otomobillerin hayatında her zaman özel bir yeri olduğunu anlatan Bayraktar, “Şu sıralar yelkene merak saldım. Hayalim, İspanya’dan Karayipler’e bir ay sürecek bir okyanus yolculuğu yapmak” diyor.  

MEMDUH TAŞLICALI  

Türk edebiyatının ünlü isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem, “Araba Sevdası” romanında İstanbul’daki Batı hayranlığını, lüks hayata olan özentiyi anlatırken faytonu yani arabayı önemli bir klişe olarak kullandı. Bugünün ‘araba’sı olan otomobiller ise daha çok önemli bir ulaşım aracını temsil etse de halen hayatın konforlu bir yanını çağrıştırıyor. İşte bu yüzden geçmişte olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da insanların en çok satın almak istediği ‘üç şey’den biri olmaya devam edecek. Dahası, birçok yeni lükse rağmen iş dünyasının zirvesinde bulunanların da heyecanları ve tutkuları arasında olmayı sürdürüyor. İş dünyasından önemli isimleri daha çok otomobilleriyle, hobileriyle ve özel hayatına ait hedefleriyle tanıyacağımız ‘Araba Sevdası’nın ilk konuğu Bayraktar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bayraktar. Citroen, Subaru, İnfiniti, Yokohama markalarının temsilciliğini yapan grubun yan sanayi şirketleri ve gayrimenkul alanında da faaliyetleri bulunuyor. Mustafa Bayraktar, aynı zamanda 53 uluslararası markayı temsil eden Otomotiv Distribütörleri Derneği’nin de Başkanlığını yapıyor. İşinin önemli bir kısmı otomobil dünyasının içinde geçen, bir dönem amatör şekilde ralli yapan Bayraktar, sözkonusu işadamlığı olduğunda Kayserili yönü ‘ağır’ basanlardan. Zaman’a konuşan Mustafa Bayraktar, bu noktada özellikle yeni sermaye sahibi olan, genç girişimcilere örnek bir cümle sarfediyor: “Yaptığın işi sevmen lazım ama yine de işe iş olarak bakmalısın. Büyük hayallerle atlamamak lazım. Kar ediyorsan yapmalı, değilse kar edebileceğin bir alana kaymalısın.” 13-14 yaşından itibaren babası Hüseyin Bayraktar’ın Taksim’de bulunan yedek parça dükkanında ticareti öğrenmeye başlayan Mustafa Bayraktar, Cuma günleri buradan Sirkeci’ye gidip elinde para çantası ile tahsilat yaptığını, para saymayı o yıllarda öğrendiğini belirtiyor. Daha sonra bankacılık okuyan ve master yapan Bayraktar, tam zamanlı ilk iş olarak da bankacılıkta çalışmış ve “Müşteri kimdir nasıl konuşuluru da orada öğrenmiş.” Doysan isimli şirkette hamyağ, rafine ayçiçek yağı ticaretini öğrenen Bayraktar, Galeria, Carousel gibi AVM’lerle de alışveriş merkezi işini tanıdığını kaydediyor. Grup içinde halen gayrimenkul yatırımı üç ana işkolundan biri olmaya devam ediyor. Türkiye’de tüketimi arttıran potansiyel olabilecek bir genç nüfus var. Birkaç yıl önce yabancıların neden gelip bankalara ortak olduğunu aldıklarını iyi anlamak lazım. Onlar bugünleri iyi gördü. Neden geliyor yabancı? İşler büyüyecek bunu biliyor, kredi hacmi artacak, bunu görüyor. Tabi zaman zaman talepte daralmalar olabilir. Bugün biraz da böyle istendiği için talep yavaşlaması oluştu. Bakın, insanlar ilk sırada elektronik almak ister, ardından otomobil, sonra konut. Krizde ise tersine döner ve önce konut yavaşlar. Otomobilin Avrupa’daki cazibesi azalıyor bu doğru. Onun yerini internet, iPhone, iPad gibi şeyler alıyor. Mustafa Bayraktar için otomobiller iş kısmı bir yana önemli tutkulardan biri. Ailenin varlıklı olması çok küçük yaşlardan itibaren otomobillerin içinde olmasını sağlamış. 5-6 yaşlarında iken ailede hatırladığı ilk otomobiller dedesine ait olanlar. Bir Mercedes ve kahverengi bir Peugeot station wagon otomobil. Babası Hüseyin Bey’in Buick Regal’i de ilk binilen otomobiller arasında. “O yıllardaki genel eğilimin aksine Amerikan otomobiline özel ilgim olmadı, halen de yok.” diyen Mustafa Bayraktar, babasına ait iki eski otomobilin halen holdingte korunduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Eski bir Mercedes var, bir de 1950’li yıllara ait eski bir Citroen. Satalım dedim, ‘Yıllık vergisi çok değil’ diye satmıyor. Yılda 5 bin Euro vergisi olsa bu kadar elinde tutar mı? İşte bu yüzden Türkiye’de yaşlı çok araç var.”  

ZEVK İÇİN TRAFİĞE DEĞİL SEYAHATE ÇIKILIR        

Büyükşehirlerde yaşayanlar için otomobiller artan trafik yüzünden bazen ‘sevimsiz’ hale gelebiliyor. Pek çok işadamı, yöneticinin otomobilini şoförü kullanıyor. Mustafa Bayraktar, ‘Zorunlu olmadıkça arka koltuğa oturmam’ diyenlerden. Ama iş-ev arası mesafenin İstanbul şartlarında çok yakın olduğunu da hatırlatan Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürüyor: “İşadamı olmasanız da zevk için yola çıkılır, seyahat edilir ama trafiğe çıkılmaz. Otomobiller en nihayetinde ulaşım ihtiyacını karşılıyor. Hafta içi şu aralar Infiniti M sedan kullanıyorum. M serisi gibi 3 litrelik güçlü bir aracın keyfi ayrı, güçlü otomobilleri severim. Büyük bir kuvvete hükmedebilmek, kontrol edebilmek güzel. Hiç ata binme hevesim olmadı ama sanıyorum ata binmekte öyle bir his veriyor. Hafta sonları Citroen DS3 Racing’e biniyorum. Tıpkı ralli otomobili gibi.”  Hayatında hobilere önem verdiğini ve bu amaçla her türlü spora ‘bulaştığını’ belirten Mustafa Bayraktar, tenis oynadığını, kayak yaparken dizini sakatladığını, üniversite yıllarında ise motosiklete merak saldığını dile getiriyor. Şu sıralar sağa sola daha kolay gitmek için yeniden motosiklete ilgi duymaya başladığını anlatan Bayraktar, asıl tutkusunun ise yelken olduğunu belirterek, şunları söylüyor: “Önce işin teorisini anlamam lazım. Deniz ehliyetim var, yelken kursuna gittim. Yelken yarışlarına katılmayı düşünüyorum. Tekne almak lazım, bakıyorum. Türkiye’den İtalya’ya gitmek ilk hedefim. Ardından ise Atlantik Okyanusu’nu geçmek istiyorum. İspanya’dan Karayipler’e gitmek ekiple tam bir ay sürüyor.Uzaya gidilse gitmek isterim ben de.”   Pazar gezmeyi çok severim Ben asla işadamı oraya buraya gitmez demem. Pazarları çok severim. Türkiye’de ve yurtdışında pazara giderim. İnsanlar ne yiyor, ne içiyor ona bakarım. Örneğin Şanghay’da bir  Wall Mart mağazası var. Kesinlikle görülmesi lazım. ABD’de olmayan birçok şey o mağazada bulunur. Yerel ürünler, yosunlar, yiyecekler vs. Bu önemli bir şey. En son Bodrum pazarında başağı bir pazarlık yaptım. İstanbul’a kestane, zeytin, kış çayı göndermek istedim. Oturdum pazarcı ile pazarlık yapıyorum, o da bayağı uğraştıyor! İstanbul’da da her hafta sonu markete gider, ev alışverişi yaparım. Sermayesi az olan bayi ayakta kalamaz Otomotivde yüksek kar olmayabilir. Bu işin karı belli. Ama önemli olan bu işte yapılması gerekeni tamamıyla yapabildin mi? Bakın bir dönem beyaz eşya bayiliği çok iyi bir işti, millet sıraya giriyordu. Şimdi öyle değil, yavaş yavaş büyük bayiler gelmeye başladı. Ve müşteri onlara kaydı. Otomobilde de durum böyle. Gelecekte sermaye gücü etkili olacak. Bir otomobil bayi düşünün. Sadece mecburi olarak bulundurması gereken ortalama 50 araç stoku bile yaklaşık 1,5 milyon lira stok maliyeti demek. Biraz Pazar daraldığında ilaveten 2 milyon lira çıkartamayan bayi ayakta kalamaz.

  10 SORU 10 CEVAP  

1- İlk bindiğiniz otomobil? Dedemin 1970 model Mercedes 190’ı.

2- Otomobil dışında araç kullandınız mı? Evet, uçak, kamyon, çekici, motor yat, motosiklet ve sürat teknesi.

3- Hiç karda yolda kaldınız mı? Tabii ki hayır.

4- Akaryakıt fiyatlarından haberiniz var mı? Evet, takip ederim.

5- Neye özeniyorsunuz? Motosiklete yeniden bir yönelme isteğim var

6- Twitter ne kadar etkili? Oldukça ama bu kadar yaygınken fark ortaya koymak gerekiyor

7- Son okuduğunuz kitap Afgan yazar Bashir Zikria’nın “One home, one family, one future”

8- Son izlediğiniz film Notebook

9- İlk işyeriniz? Babamın Taksim’deki yedek parça dükkanı  

10- İlk gerçek işiniz? Bankacılık 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here