Otomobilde ilk üçe girdik

0
Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik

Türkiye, tarihinin en kaotik yollarından birini tamamlıyor. Ekonomik ve toplumsal ortamda yaşanan kaos, uluslararası politikada da suların renklenmesini sağladı.

Bunları durultmak, daha stabil, daha sürdürülebilir politikalarla, halkın refahını yükseltmek gerek. Halkın refahının yükselmesi de daha rahat ev alması, otomobil alması, daha sağlıklı gıdalarla beslenmesi, çocuklarının eğitiminin giderek daha yükselmesi olarak da tanımlanabilir.

Otoyollar, köprüler, tüneller tabii ki önemli. Ulaşım temel taşlardan biri. Ama kent nedeniyle ortaya çıkan rantın yine kente dönmesi sağlanmalı.

Böylesine tarihsel kaotik bir yılda otomobil pazarı da 11 aylık mutluluktan sonra şaştı. Esas darbe umarız 2017’de gelmez. İstanbul’da düzenlenecek bir otomobil fuarı ile satılacak yüzbinlerce yeni model var.

1,5 milyarlık Fiat-TOFAŞ yatırımı, 350 milyonluk Toyota hibrit C-HR yatırımı, 200 milyon euroluk yeni Megane Sedan yatırımı, 150 milyon liralık yeni Honda Civic Sedan yatırımı gibi büyük ölçekli hareketlenmelerin ardından pazarı daraltan ÖTV zammı, yeni yatırımcıların önünü görmesinin de engeli olmaz mı?

Yüksek vergilerle önü kesilen pazarın, yeni rotası iki yıla kadar sürmesi beklenen yeni Gümrük Birliği Anlaşması ile de çizilecek olabilir.

Neyse.

Gelelim 2016 yılına. İthalatçı Volkswagen ile Türkiye’de üretim yapan Renault arasında geçen zirve yarışında, üretim ve ihracatta TOFAŞ, dolar bazlı ihraç getirisinde ise Ford öne çıkıyor.

Bu dörtlünün hemen arkasında ise yüzde 100 ithalatçı Opel, ağırlıklı yerli Toyota, ağırlıklı yerli Hyundai geliyor. Yüzde 100 ithalatçı Peugeot ile yüzde 100 ithalatçı Dacia bu markalarla birlikte Türkiye’nin ilk 10 otomobil satıcısını oluşturuyor.

Türkiye otomobil liginin yükselen markalarından Opel, 55 binlik satışla yılı kapatmaya hazırlanıyor.

Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik, markanın Avrupa’daki yükselişinin Türkiye’de de gerçekleştiğini söyledi.

“2016’nın Opel markamız için ülkemiz ve Avrupa genelinde olumlu geçtiğini ifade etmekten mutluluk duyuyorum. İlk 11 ay verilerine baktığımızda ülkemizde ve birçok Avrupa ülkesinde satışlarımızı ve pazar payımızı artırmayı başardık.

Avrupa genelinde 1 milyon satış rakamına, geçen seneden bir ay önce, Kasım başında erişmeyi başardık. Satışlarımızın pazarın genelinden daha hızlı büyümesi bize 2017 için güven aşılıyor.

Ülkemiz otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2016 yılı ilk 11 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 4 arttı. Biz Opel markamızla aynı periyotta satışlarımızı geçen yıla göre yüzde 23 artırarak ülkemizin en çok tercih edilen ilk üç markası içinde yer almayı başardık.

Avrupa genelindeki durumuma baktığımızda da Opel markamızın en çok satan dördüncü marka konumunda olduğunu görüyoruz. Diğer bir deyişle satış, pazar payı ve karlılık bağlamında elde edilen başarılar hem Avrupa hem de ülkemiz pazarı için geçerli.”

Genel Müdür Keklik’in ifade ettiği başarıda Opel’in pazarda yüksek talep gören motorlara sahip otomobilleri piyasaya çıkarabilmesinin etkisi büyük. Keklik, bu etkiyi şöyle anlattı:

“2016 yılı Kasım ayı sonunda ülkemiz pazarında dizel otomobil satışlarının payının yaklaşık yüzde 61 ve otomatik şanzımanlı otomobillerin payının yüzde 57 dolaylarında olduğunu görüyoruz.

Bu rakamların da gayet net şekilde ortaya koyduğu gibi Dizel ve Otomatik şanzımana sahip motor seçeneklerini sunuyor olmanız ülkemiz pazarında anahtar oyuncu olmak için önemli kriterlerden biri.

Opel markamızla Mokka, Astra, Insignia, Zafira ve Meriva modellerimizle en yoğun ilgi gören 1.6 Dizel ve Otomatik şanzıman seçeneğini otomobil severler için zengin ekipman seviyeleri eşliğinde sunmamız markamıza önemli bir rekabet gücü veriyor.

Hedefimiz 2016 sonunda 55 bin adet üzeri bir satış ile yılı en çok tercih edilen ilk üç marka içinde tamamlamak. Yıl sonunda toplam pazarın ise 950 bin veya bu rakamın biraz daha üzerinde olacağını düşünüyorum.”

Insignia yeni ön farlar

OPEL Türkiye’nin 2017 tahminleri

Keklik, 2017 yılına yönelik beklentilerini ise ÖTV zammı etkisi üzerine kurmuş görünüyor. 2017 öngörülerini yüzde 10 pazar daralması şeklinde özetleyebiliriz.

İşte Opel Türkiye yönetiminin 2017 projeksiyonu:

“2016 yılına göre yaklaşık yüzde 10 daha düşük bir pazar olacağını öngörüyoruz. Bu öngörümüz iki temele dayanıyor.

Birincisi ÖTV artışı. Ülkemizde diğer vergi, harç ve ücretleri bir yana koyarak tek başına

Göstergeler

yeni ÖTV oranlarının pazar ve satış tarafında yeni araçlara olan talebi daraltacağı şüphesiz bir gerçek. Ülkemizde henüz doygunluk seviyesine ulaşmamış bir iç pazar mevcut.

Ancak yüksek ÖTV oranları tüketicilerin tercihlerini sınırlandırıyor. Bu artışlar dolayısıyla 2017 içinde segmentler arası ve aynı segmentler içinde bir modelden başka bir modele talep kaymalarının yaşanması çok şaşırtıcı olmayacak. Bizler de bu yeni oluşan talep trendlerine uygun tarzda modelleri sunmak üzere planlamalarımızı hayata geçireceğiz.

Bu artışlar dolayısıyla özellikle 2017 yılı içinde segmentler arası ve aynı segmentler içinde bir modelden başka bir modele talep kaymalarının yaşanması çok şaşırtıcı olmayacak. Bizler de bu yeni oluşan talep trendlerine uygun tarzda modelleri sunmak üzere planlamalarımızı hayata geçireceğiz.

İlk lansman tarihi olan 2012 yılından bu yana 600 bin adetlik satış rakamlarını ayan Opel’in küçük crossoverı Mokka şimdi yoluna Opel Mokka X olarak devam ediyor.

ÖTV oranlarının geçiş yaparak artması ileride bazı sorunları beraberinde getirebilir. Yani belli bir süre sonra kur artışı vs. gibi zorunluluklar dolayısıyla yüzde 45’lik ÖTV sınırları içinde yer alan otomobillerin fiyat artışları sonrası bir üst dilimden ÖTV’lendirilmesi orta ve uzun vadede tüketici ve sektörümüzü olumsuz olarak etkileyecektir.

Bu noktada otomobillerin çıplak fiyatlarının da belli kriter/lere bağlı olarak yukarı çekilmesi bu sorunu kendiliğinden ortadan kaldıracaktır. Ancak böyle bir uygulama söz konusu olmayacaksa bu durumda bir süre sonra yüzde 45’lik ÖTV diliminin otomatikman ortadan kalkıp en düşük ÖTV dilimin yüzde 50’den başladığı bir gerçeklik ile karşı karşıya kalmamız söz konusu. Bu belirsizliğin giderilmesi hem tüketici hem de sektörümüz adına önem taşımaktadır.

2017’de sektörümüzü etkileyecek diğer bir unsur ise döviz kurlarının yükselişi. Son 10 yılda sağlam temeller üzerinde oturan ekonomimiz, uzun soluklu ve kalıcı kırılmalara yol açabilecek bu tip gelişmeler karşısında eskiden olduğu gibi uzun süreli bir durgunluğa girmiyor ve en kısa sürede hiçbir şey olmamış gibi rutinine hızla dönme kabiliyetine sahip.

Diğer taraftan kurlar yükseldikçe sektörün maliyetleri artıyor. Ortalama kur seviyesinden stoklara sahipken kur artışlarına karşı bir süre direnseniz de stoklarınıza yeni girecek ürünler için maalesef bu durum söz konusu değil.”

Halil Okşit

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here