2. el almaya giden yeni Dacia ile döndü

0

2. el almaya giden, yeni Dacia ile döndü

2004 yılında Logan modeli ile 'yeniden doğuş'unu kutlayan Dacia, geçen süre içinde 2 milyon müşteriye ulaşarak bir başarı hikâyesine dönüştü. Model sayısını 7'ye çıkaran ve bu yıl satışlarını bir milyonun üzerine taşıyacak olan markanın sırrı 30 bin müşteri üzerinde yapılan araştırmada ortaya çıktı.

 

MEMDUH TAŞLICALI MARAKEŞ

 

Renault bünyesine geçtikten sonra '5 bin Euro'luk otomobil' sloganı ile yola çıkan Dacia, geçen süre içinde bir başarı hikâyesine imza attı. 8 yılda 2 milyon müşteriye ulaşan marka, sadece 2012'de bir milyon satış gerçekleştirmeyi hedefliyor. Dacia'nın 4 maddelik felsefesinin temelini sadelik ve ulaşılabilirlik oluşturuyor. İşte bu yüzden Dacia satın alan her 100 müşteriden 53'ü ikinci el araç satın almaya gidenlerden oluşuyor. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, 30 bin müşteri üzerinde araştırma yapıldığını belirterek, “Dacia müşterilerinin yüzde 53'ünü ilk kez sıfır kilometre otomobil satın alanlar oluşturuyor. Dacia müşterisi ikinci elden vazgeçip aynı fiyata yeni araç almayı tercih ediyor. Bu oran tüm markalarda yüzde 29.” dedi.

     Dacia'nın tercih edilmesinde ana etkenin satış etiketinin olduğunun altını çizen Aybar, aracı fiyatından dolayı tercih edenlerin oranının yüzde 50 olduğunu kaydetti. Dacia'nın yeni model atağıyla son dönemde önemli bir sıçrayış gerçekleştirdiğini ifade eden İbrahim Aybar, “Binek otoda 2011 yılını 11'inci sırada tamamladık. 2012'nin ilk çeyreğinde ise pazarda 4 sıra birden yükselerek 7'nci sıraya yerleştik. Ocak-mart döneminde 5 bin 333 adet satış gerçekleştirdik. Yüzde 1,4 oranında büyümeyle binek ve hafif ticarî araç pazarından yüzde 3,9 pay elde ettik. Dacia 2,1 puan artış ile geçen yılın ilk çeyreğine göre binek otomobil pazarından yüzde 5,1'lik paya ulaştı. Özellikle Duster modelimiz yok satıyor. SUV segmentinde satılan her 3 araçtan 1'i Duster oldu. Türkiye, Dacia markasında dünyada 6'ncı sırada." dedi.

     Aybar, bu yıl kasım ayında pazara sunulacak Dacia'nın ilk MPV modeli Lodgy ve yine dördüncü çeyrekte satışa sunulacak ticarî araçla pazardaki daralmaya karşın satışlarını yüzde 20'den fazla artıracaklarını belirtti. Renault Mais Genel Müdürü, “800 bin adet olarak gerçekleşmesini beklediğimiz pazardan yüzde 4 pay hedefliyoruz. Geçen yıl istediğimiz kadar araç alamadık, 25 bin adette kaldık. 2012'de 32 bin adede ulaşırız.” diye konuştu.

  

Fiyatı 30 bin lira civarında olacak

Dacia, geniş aileler için tasarladığı ilk MPV modeli Lodgy'yi İstanbul Autoshow Fuarı'yla birlikte Türkiye pazarına sunacak. 5 ve 7 kişilik versiyonları bulunan Lodgy ile Dacia birçok ilklere imza attı. Ön panele entegre edilmiş olan dokunmatik 7 inç büyüklüğündeki MEDIA NAV multimedya/navigasyon sistemi, hız sınırlayıcı, arka park sensörleri (opsiyonel) USB, Bluetooth ile 4 adet hava yastığı Dacia ürün gamında ilk kez standart olarak yer alıyor. Teknolojide gerçekleştirilen ilklerin dışında otomobilde geniş iç hacmi ve fonksiyonellik öne çıkan özelliklerin başında geliyor. Lodgy, geniş bagaj hacmi ile sınıfının en iyileri arasında yer alıyor. 7 kişilik oturma pozisyonuyla Lodgy, 207 litrelik bağaj hacmi sunarken, koltukların katlanmasıyla birlikte bu rakam 2 bin 617 litreye kadar ulaşıyor. Bu sayede hafif ticarî araçlarla rekabet edebiliyor. Lodgy, ülkemizde iki farklı güçteki dizel motor seçenekleriyle satışa sunulacak: 1.5 dCi 90 beygir beş ileri vites ve altı ileri vitesli 110 beygir gücündeki 1.5 dCi. 90 beygir gücündeki versiyon 100 kilometrede 4,2 litre, yüksek beygirli versiyon ise 4,4 litre yakıt harcıyor. Avrupa'da 9 bin 900 Euro etiketle yola çıkan aracın Türkiye fiyatının da 30 bin lira seviyesinde olması bekleniyor.

 

Paketi inceledik, otomotive teşvik yok!

 

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, teşvik paketinin detaylarına inildiğinde hedefleri yakalamak için gerekli alt detaylara sahip olmadığını görmeye başladıklarını söyledi. “Hangi başlıkta olursa olsun otomotive teşvik yok. Öbür tarafta 'yüzde 40 katma değer yaratması lazım' diyorlar teşvike girmesi için, biz yüzde 40 katma değer üreten bir durum bilmiyoruz otomotivde.” diyen Yenigün, otomotiv sektörünün ekonomiyi rahatsız etmeyecek şekilde önünün açılması gerektiğini kaydetti. Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği'nin (OYDER) düzenlediği 'Made in Turkey' panelinde yerli otomobil konusunda görüşlerini de paylaşan Yenigün, bu konunun çok popülist ve polemiğe çok açık olduğunu dile getirerek, “Yerli otomobili 1966 yılından beri çok büyük bir hakkı ile yapıyor Türkiye. Ama 'ben yerli otomobil yapacağım, yerli marka istiyorum' diye ortaya çıkmak hiçbir sanayicinin elini altına sokacağı bir taş değil. Öyle olmadığını da herkes biliyor.” dedi.

 

Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu otomotiv sektörü açısından Türkiye'de bir tek tehdit olduğunu bildirerek, bunun da ömrünü tamamlamış araçların devreden kaldırılması ile ilgili yönetmeliğin yürürlükte olmasına rağmen uygulanmaması olduğunu söyledi. Teşvik paketinin yerli marka otomobil için öneminin çok büyük olduğuna işaret eden Tunalıoğlu, oradan gelecek desteğin ancak bu işi mümkün kılabileceğini sözlerine ekledi. 

 

Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer, Türkiye'de otomotiv pazarının çevre duyarlılığından öte daha çok özellikle fiyat, daha sonra dizayn konusuna endeksli olduğunu kaydetti. Yeni motor teknolojisi uygulamasında özellikle daha verimli yakıt tüketimi, hibrit, elektrik ve hidrojen yakıtlı araçlar konusunda yan ve ana sanayinin ciddi şekilde teşvik edilmesi gerektiğine işaret eden Özer, “En başarılı ve en çevreci çözüm şu an itibarıyla hibrit teknolojisi. 1997 yılından bu yana biz 3,5 milyon hibrit araç sattık. Bu 3,5 milyon hibrit aracın 2000 yılından bu yana çevreye olan katkısı 23 milyon ton karbondioksit salınımının azaltılmasıdır. Yani yaklaşık yılda 10 milyon aracın karbondioksit salınımını biz bu dönem içinde hibrit araçlar kanalı ile daha az yapma başarısını gösterdik.” dedi.

 

TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Kamil Başaran, Türkiye'nin zayıf yönlerinin sürekli girdi maliyetlerinin artması olduğuna işaret ederek bunun da kısa ve orta vadede pek çözümünün olmadığını kaydetti. Başaran, diğer bir konunun ise lojistik maliyetinin aracın üzerine binmesi olduğunu ifade ederek, bu durumun bütün dünyada rekabet edilen ortam içinde önemli bir kayıp olarak ortaya çıktığını kaydetti.

 

 

Hyundai Assan Satış ve Pazarlama Genel Müdürü Ümit Karaarslan da, teşvik sisteminin kendilerini çok umutlandıran bir şekilde açıklandığına işaret ederek, “Ana başlıklar olarak altını tam göremiyoruz. Zannediyorum bakanlıklar arası bir koordinasyon sürecinden sonra gelecektir diye düşünüyorum. 15-20 günü geçmeyecektir. Eğer geç kalınılırsa bugünkü yatırımlarda geç kalabiliriz. Çok detaylı teşvikler olacağına ve otomotiv sektörünün stratejik sektör olarak algılanıp Türkiye'yi daha ileri taşıyacak doğrudan yabancı sermaye yatırımı olacağına inanıyorum.” diye konuştu.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here